Finansal Kiralama (Leasing) Hukuku
Bir maldan fayda sağlayabilmenin tek yolunun onun mülkiyetine sahip olmak olmadığının anlaşılması ile ortaya çıkan finansal kiralama yöntemi, zaman içerisinde teknolojik ve ekonomik değişimlerle yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Finansal kiralama yöntemi ile gerek kamu gerekse de özel sektör kuruluşları, faaliyetlerini sürmek için ihtiyaç duydukları makine ve teçhizat gibi taşınır ve taşınmaz malları satın almadan ziyade kullanma hakkını elde etme suretiyle işletmelerinin devamlılığı sürdürmekte ve karlılıklarını arttırmaktadırlar. Bu sözleşme ile yatırım mallarının satın alınması yerine, kiralanarak kullanılması imkanı sağlandığı için bu sözleşme sayesinde firmalar işletme sermayelerini başkaca ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için kullanabilmektedir.
Bu bağlamda Finansal Kiralama Sözleşmesi; mülkiyet hakkının kiralayan şirkette kalması koşulu ile bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere belirli bir bedel karşılığında belirli bir süre için kiracıya bırakılmasını öngören sözleşmedir.
Avrupa Leasing Birliği (European Leasing Association) tarafından yapılan tanımlamaya göre ise finansal kiralama, kiralayan (lessor) ve kiracı (lessee) arasında belirli bir süre için akdedilen, kiracının üreticiden seçtiği ve kiralayanın satın aldığı bir malın, mülkiyetinin kiralayanda, kullanımının ise kira bedeli karşılığında kiracıda bırakılmasına yönelik akdedilen sözleşmedir.
Her ne kadar yeterli bir açıklığa sahip olmasa da finansal kiralama ile ilgili olarak ülkemizdeki ilk düzenleme 70 sayılı Bankalar Hakkında Kararnamenin 90. maddesine dayanarak çıkarılan 16.12.1983 Tarih ve 83/7506 sayılı Karar ile yapılmıştır. Finansal kiralamanın özel bir kanun ile kapsamlı bir şekilde düzenleme altına alınması ise 28.06.1985 tarihli 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile olmuştur. Özel bir kanunla düzenlenmesi, ülkemizde bu kurumun uygulanma ve gelişim hızını arttırmıştır. Ancak zaman içerisinde ekonomi ve hukuk alanındaki gelişmelerin bu alanda güncel bir kanunun hazırlanmasını gerekli kılması üzerine de 6361 sayılı 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu düzenlenmiş ve bu Kanun 13.12.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Sözleşme ile esasen malın hukuki sahibi ile ekonomik sahibi farklı kişiler olup kiralayan hukuki mülkiyete, kiracı ise ekonomik mülkiyete sahip olmaktadır. Mevzuat gereği finansal kiralama sözleşmeleri bakımından kiralayan olarak kanunda sayılan nitelikleri haiz bir katılım bankası, kalkınma ve yatırım bankası veya finansal kiralama şirketinin varlığı aranmaktadır. Buna karşılık tacir olma niteliğini taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın hukuki işlem yapma ehliyetine sahip tüm gerçek veya tüzel kişilerin sözleşmede kiracı olarak yer alması mümkündür.
Sözleşme ile belirlenen süre boyunca kiracı, malın zilyedi olarak sözleşmenin amacına uygun her türlü faydayı sağlamakta, sürenin sonunda ise mülkiyet hakkını kazanmakta ya da belirlenen süre sonunda kiracıya rayicin altında satın alma hakkı tanınmaktadır.
Firmaların verimliliğini ve karlılığını arttırmak amacıyla akdettiği işbu sözleşmeden beklediği yararı sağlayabilmesi için sözleşmenin kurulması aşamasında, sözleşmenin uygulanmasında, sona ermesinde ve birçok noktada hukuki hususlara dikkat etmesi ve alanında uzman avukatlardan hukuki destek alması gerekmektedir.