Gizlilik Sözleşmesi ve Startuplardaki Uygulaması

1.   GENEL OLARAK GİZLİLİK SÖZLEŞMESİ

Günümüzde ticari hayat, piyasadaki aktörlerini, sürekli biçimde birbirleriyle etkileşim halinde olmaya ve bu doğrultuda birbirleriyle gizli bilgilerini paylaşmaya adeta mecbur bırakmaktadır. Ancak bu gereklilik yerine getirilirken paylaşılan bilgilerin hukuken koruma altına alınmaması, bilgiyi paylaşan taraf bakımından telafisi güç zararların meydana gelmesine neden olabilmektedir. Böylesi bir riske karşı başvurulabilecek hukuki koruma yöntemi ise taraflar arasında bir gizlilik sözleşmesi akdedilmesidir. Gizlilik sözleşmesi ile temel olarak amaçlanan; taraflardan birinin ya da her ikisinin, aralarındaki ilişki sebebiyle birbirlerine ifşa ettikleri bilgilerin hukuken koruma altına alınmasıdır.

2.   HUKUKİ DAYANAK VE GEÇERLİLİK KOŞULLARI

Sözleşme serbestisi hükümlerine dayanılarak oluşturulan gizlilik sözleşmesi bakımından mevzuatımızda özel bir hüküm bulunmadığında sözleşmenin hukuki dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmelere ilişkin genel hükümleridir. Bu doğrultuda gizlilik sözleşmesinin geçerliliği; tarafların birbirlerine uygun irade beyanında bulunması, kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulundurmaması, iradeyi sakatlayan hallerin bulunmaması ve gabin durumunun olmamasına bağlıdır.

Ayrıca bu sayılan şartlar haricinde genel işlem koşulu niteliğinde bir gizlilik sözleşmesinin varlığı halinde genel işlem koşulları kurallarına uygunluğunun da incelenmesi gerektiği unutulmamalıdır. Nitekim uygulamada pek çok kez gizlilik sözleşmesinin önceden hazırlanmış bir metin şeklinde karşı tarafa sunulduğu görülmekte ve bu ihtimalde genel işlem koşullarına aykırılık teşkil eden hükümlerin bazılarının veya hükmün niteliğine göre tüm sözleşmenin geçersizliği ile karşı karşıya kalınabilmektedir.

Anglo-Sakson hukukunda NDA (Non-Disclodure Agreement) olarak yer alan bu sözleşme, hukukumuzda karşılığını gizlilik sözleşmesi olarak bulmaktadır. Her ne kadar sözleşmenin hangi isim altında imzalandığı sözleşmeye bağlanan hukuki sonucu değiştirmeyecek olsa da uygulamada bu tipteki sözleşmeler genellikle gizlilik sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. Eş söyleşiyle, başkaca isimler altında imzalanan ve fakat sözleşme maddelerinin gizlilik sözleşmesi niteliğinde olduğu hallerde hukuken bir gizlilik sözleşmesinin varlığından bahsedilecektir. Yine tarafların bu sözleşmeyi ayrı bir sözleşme olarak akdetme zorunluluğu bulunmayıp başka bir sözleşmenin belirli hükümlerinde düzenleme yapmak suretiyle de hukuken geçerli bir gizlilik sözleşmesi akdetmeleri mümkündür.

3.   GİZLİLİK SÖZLEŞMESİNİN FONKSİYONU

Gizlilik sözleşmesi esasında sadece gizli bilginin ifşa edilmemesini değil bunun yanında gizli bilginin, taraflar arasındaki ilişki haricinde herhangi bir amaçla kullanılmamasını da koruma altına almaktadır. Diğer bir ifadeyle, gizlilik sözleşmesi ile sorumluluk altına giren tarafın temel olarak iki yükümlülüğü vardır. Bunlardan ilki olan gizli bilginin ifşa edilmemesi; sadece bilgiyi alanın bu bilgiyi gizli tutmasıyla yani kendi iradesiyle üçüncü bir kişiyle paylaşmamasını değil aynı zamanda bu bilginin gizli kalması için gerekli ve beklenen tüm önlemleri alması, aksi halde kusuruyla sebebiyet verdiği durum bakımından kendisi üzerinde sorumluluk doğacağı anlamına gelmektedir. İkinci yükümlülük ise bilgiyi alan tarafın bu bilgi ile kendisi veya üçüncü bir kişiye menfaat sağlamamasıdır.

Bu yükümlülüklerin ihlali halinde bilgiyi veren taraf nezdinde bir zarar meydana gelirse haksız fiil hükümleri gündeme gelecektir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki bu yükümlülükler sözleşmeden kaynaklanmakta olup sözleşmesel borç niteliğinde olduğundan, bir zarar meydana gelmemesi halinde de yükümlülüğü yerine getirmeyen taraf, kanundan doğan müeyyidelerle karşı karşıya kalacaktır. Kaldı ki gizlilik sözleşmesinde cezai şarta ilişkin bir hüküm düzenlenmesi de geçerlidir ve bu yol ile yükümlülüklerini ihlal eden tarafa yaptırım uygulanması mümkündür.

Ayrıca sözleşmeye konu bilgilerin hukuka aykırı şekilde açıklanması durumunda işletilebilecek hukuki kurumlardan birisi de kişilik haklarına aykırılığa ilişkin TMK’nın 25. maddesidir. Bu durum özellikle itibar ve sır çevresi gibi gayrimaddi özelliklere sahip tüzel kişiler bakımından önemlidir.

4.   GİZLİLİK SÖZLEŞMESİNİN KAPSAMI

Gizlilik sözleşmesinin hangi maddeleri içermesi gerektiği her sözleşme bakımından farklılık arz edecektir. Bununla birlikte her sözleşme bakımından genel olarak sözleşmenin taraflarının kim olduğu, süresi, gizli bilgi kavramının kapsamı, taraflara getirilen yükümlülüklerin ne olduğu, gizli bilgilerin ne şekilde muhafaza edileceği, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin ihlali halinde ne olacağı, ifşa edilen bilgilerin üçüncü kişilerle hangi şartlarla ve ne şekilde paylaşılacağına  ilişkin hükümler yer alır.

A. Taraflar

Gizlilik sözleşmesinin tarafları; bilgiyi paylaşan yani ifşa eden taraf ile bilgiyi gizli tutma yükümlülüğü altına giren yani alıcı taraftır. Alıcı tarafın kendi çalışanları ya da danışanları ile gizli bilgiyi paylaşıp paylaşmayacağı da sözleşmede belirtilmesi gereken hususlardandır. Bu kişilerle paylaşması sözleşme ile tamamen engellenebileceği gibi ifşa edenin onayından geçmesi suretiyle paylaşabileceği de kararlaştırılabilir. Çalışanlar ya da danışanlar ile bilgiyi paylaşma imkanı olan hallerde alıcı, her ne kadar sözleşmeye taraf olmasalar da bu kişilerin de sözleşme hükümlerini ihlal etmemesi sağlanmalıdır. Aksi halde sözleşmenin tarafı olarak kendisi üzerinde sorumluluk doğacaktır.

B. Gizli Bilgi

Gizlilik sözleşmelerindeki en önemli maddelerden biri bilginin kapsamının belirlendiği maddedir. Gizli bilgi genel olarak taraflar arasında ifşa edilmiş ve edilecek olan ticari, teknik, hukuki, mali, mesleki bilgilerdir. Ancak bu kavram çok geniş olup her iş bakımından sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim sözleşmenin ya da projenin konusu olan işler değiştikçe gizli bilginin kapsamı da değişecek, taraflar ise gizli bilgi kapsamını kendi menfaatleri doğrultusunda yorumlamak isteyeceklerdir. Bu nedenle kapsamın sözleşme ile belirlenmesi ileriki süreçlerde ortaya çıkabilecek yorum ve değerlendirme sorununu ortadan kaldıracaktır. Yine bu menfaat çatışması sözleşmenin düzenlenmesi sırasında da olacağından her iki tarafın da oldukça dikkatli davranması, hak ve yükümlülüklerini kendileri lehlerine olacak şekilde kararlaştırmaya özen göstermesi önemlidir.

Bazı bilgilerin gizli bilgi olarak kabul edilmesi ise hem ticaret ve iş hayatının olağan akışına aykırılık teşkil edebilecek hem de hakkaniyete uygun olmayacaktır. Halihazırda kamuoyu tarafından bilinmekte olan veya kamuoyuna açıklanacak bilgiler, sözleşme akdedilmeden önceki süreçte alıcı tarafından bilinmekte olan bilgiler, hukuken açıklanması zorunlu olan bilgiler bunlardan bazılarıdır. Bu sayılan hallerin dışında da taraflar, sözleşme ile kapsam dışında tutmak istediği başkaca hususları belirleyebilir.

C. Süre

Gizlilik sözleşmesi belirli bir süre için düzenlenebileceği gibi süresiz olarak da düzenlenebilir. Bu husus sözleşme ile tarafların iradesi doğrultusunda belirlenir. Süreye ilişkin düzenlemenin kapsamında hem sözleşmenin yürürlük süresi hem de bilgilerin öğrenilme tarihinden itibaren ne kadar süre boyunca gizli tutulması gerektiği belirlenebilir. Unutmamak gerekir ki sözleşme sona erse dahi başta rekabet hukuku, fikri ve sınai mülkiyet hukuku olmak üzere sair hukuk alanlarından kaynaklanan haklardan yararlanmak ve bu alanlarda sorun yaşamamak amacıyla bu hakların sözleşme ile saklı tutulması gerekmektedir.

D. Diğer Hususlar

Buraya kadar izah ettiğimiz hususlar dışında da sözleşmede birçok husus hakkında hüküm düzenlenebilir. Örneğin yargı yetkisi düzenlenebilir veyahut sözleşme hükümlerinin ihlal edileceğine dair tehlikenin ortaya çıkması halinde ne gibi önlemler alınabileceği belirlenebilir. Bir diğer önemli hüküm olarak; gizlilik sözleşmesindeki yükümlülüklerini ihlal eden taraf aleyhine tazminata ve cezai şarta ilişkin hükümler düzenlenebilir. Gizlilik sözleşmesi çok geniş bir alanda uygulanmakta olup her iş bakımından yeterli olabilecek tek tip bir gizlilik sözleşmesinden bahsetmek mümkün değildir. Bu doğrultuda her somut işin niteliğinin gerektirdiği şekilde düzenlenecek hususların genişletilmesi mümkün olup beklenen faydayı sağlaması bakımından elzemdir.

5.         STARTUP BAKIMINDAN GİZLİLİK SÖZLEŞMESİ

İş ve ticari hayatın her alanında gizlilik sözleşmesine ihtiyaç duyulabilecek olsa da son yıllarda artan girişimcilik faaliyetleri ve startuplar bakımından bu sözleşme hayati öneme sahip olduğundan bu kapsamda da ayrıca bilgi verilecektir. Sürecinin doğası gereği girişimciler, fikirlerini yatırımcılarla paylaşmak zorundadırlar. Ancak bu zorunluluk beraberinde fikirlerinin çalınması riskini getirmektedir. Fikirlerini paylaşmadığı ihtimalde girişimi için yatırımcı bulamayacak olan girişimcilerin, fikirlerini gizlilik sözleşmesi ile hukuki koruma altına almaları ve bu suretle yatırım aşamasını tamamlaması ile sürdürülebilir bir startupdan bahsetmek mümkün olacaktır.

Girişimci ve yatırımcı arasında akdedilen gizlilik sözleşmesi tek taraflı ya da iki taraflı olarak imzalanabilir. Tek taraflı olarak akdedilen gizlilik sözleşmesinde sadece yatırımcı taraf, girişimci tarafın paylaştığı bilgileri üçüncü kişilerle paylaşmama  yükümlülüğü altına girerken; iki taraflı gizlilik sözleşmesinde girişimci taraf için de çeşitli yükümlülükler öngörülebilir.

Yatırımcı tarafın da çeşitli çekinceleri sebebiyle gizlilik sözleşmesi akdedilmesini talep etmesi mümkündür. Nitekim bir yatırımcının yatırım yapma isteğinin üçüncü kişilerce bilinmesi, piyasadaki dinamiklerini etkileyerek kendisi aleyhine bir durum inşa edebilir.

Yatırım aşamasında imzalanan gizlilik sözleşmesi ile ilgili olarak girişimcilerin dikkat etmesi gereken birçok husus vardır. Bunlardan öne çıkanlar ise münhasırlık ve referans yasağına ilişkin maddeleridir. Münhasırlık maddesi ile girişimin konusu olan hizmet veya ürünün sadece sözleşmenin diğer tarafına satılabileceği düzenlenmekte iken; referans yasağı ile girişimin konusu olan hizmetin veya ürünün sözleşmenin diğer tarafına satıldığı bilgisinin gizli tutulması, aksi halde girişimcinin yükümlülük altına girdiği düzenlenmektedir. Belirtilen bu iki tehlikeli madde de startupın doğasına aykırı olup başarılı ve sürdürülebilir bir startup için engel teşkil edecektir.

Gizlilik sözleşmesinin startup şirketlerinin yatırım aşaması açısından çok büyük bir öneme sahip olduğu gerçekliğinin yanında; bir startup bakımından gizlilik sözleşmesine sadece yatırım aşamasında değil, başkaca birçok noktada da ihtiyaç duyulabilir. Örneğin projenin büyütülmesi ya da geliştirilmesi istenildiğinde hizmet alınan kişiyle veya girişime ortak olmak isteyen birinin olması halinde bu kişi ile de gizlilik sözleşmesi imzalanabilir.

Hak ve yükümlülüklerinin sınırlarının belirlenmesi bakımından gerek girişimci gerek yatırımcı bakımından elzem olan gizlilik sözleşmesinin, alanında uzman hukukçuların desteği ile hazırlanması; yazımızda bahsettiğimiz ve başkaca birçok husus bakımından çıkabilecek sorunların engellenmesi açısından önem arz etmektedir.

Next
Next

Startuplarda Şirketleşme ve Şirket Türünün Seçimi