Startuplarda Şirketleşme ve Şirket Türünün Seçimi

Bir fikir ile yola çıkan ve yüksek karlılık amacı güden girişimcilerin, düşük miktardaki sermayeye sahip olmaları onları yüklü masraflar yapmaktan kaçınmaya yöneltmektedir. Bu nedenle girişimciler, çoğunlukla şirketleşme sürecinde maliyeti daha düşük olan şirketler kurmayı tercih etmektedir. Ancak startup sürecinin aşaması, beklenilen fayda ve ulaşılmak istenen amaç göz önünde bulundurulduğunda tercih edilecek şirket türünün doğru belirlenmesi önemli olduğundan bu yazımızda şirket türlerine ilişkin bilgi verilecek ve bu şirketlerin türlerine göre startup sürecindeki avantaj ve dezavantajları aktarılacaktır.

Ticaret şirketleri, şirket borçlarından dolayı birinci derecede sorumludur, ancak ortakların şahsi borçları dolayısıyla alacaklıların şirket malvarlığına başvurarak alacaklarını tahsil etme yetkileri bulunmamaktadır. Bu durum da başarılı ve sürdürülebilir bir startup sürecinde kurulacak şirketin tüzel kişiliğe sahip olmasının önemini ortaya koymaktadır. Nitekim startup sürecinde yatırımcılar, zaten sürecin sonucunda başarısızlık riskine katlandıklarından ve bu riski bir de yatırım yapacakları şirket ortaklarının alacaklıları nedeniyle yükseltmeye yanaşmayacaklarından böylesi bir ihtimal girişimcilerin varmak istedikleri hedefe ulaşmalarını da zorlaştıracaktır.

Ticaret şirketlerinde ortakların, şirket borçlarından sorumlu tutulup tutulamayacakları ise kurulacak şirketin tipine göre değişkenlik göstermekle birlikte önemine binaen bu husus aşağıda etraflıca irdelenecektir. 

Türk Ticaret Kanununun 124/2. maddesinde ticaret şirketleri, şahıs ve sermaye şirketleri şeklindeki ayrım ile anılmıştır. Buna göre şahıs şirketleri kollektif ve komandit, sermaye şirketleri ise anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerdir.

Hemen belirtmek gerekir ki öncelikle bir şahıs şirketi ile yola çıkıp beklentilerin karşılanması ve işlerin iyiye gitmesi halinde bu şirketin limited şirketine dönüştürülmesi mümkündür. Lakin bu şekilde gelişim gösteren bir startup sürecinde işlerin daha da iyiye gitmesi, yatırım alınması ve hisse senedi verilmesinin gerekli olması halinde şirketin mutlaka anonim şirkete dönüştürülmesi gerekir. Bununla birlikte aşağıda açıklayacağımız nedenlerle henüz tohum öncesi (preseed) evrede fikir doğrulama aşamasında olan bir girişim dışındaki girişimlere şahıs şirketleri tavsiye edilmemektedir.

Şahıs Şirketi Kurmanın Avantaj ve Dezavantajları:

Mevzuatta şahıs şirketleriyle ilgili ticari işletmenin sahip olması gereken minimum sermaye miktarına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle bu şirketler yapılacak işin büyüklüğüne yeterli gelecek bir sermaye ile kurulabilmektedir.

Bu şirketlerin tutmakla yükümlü oldukları defterler; yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, genel kurul toplantı defteri ve müzakere defteridir. Bir sermaye şirketi olan anonim şirkette ise buna ek olarak pay defteri, yönetim kurulu defterinin de tutulması gereklidir. Şahıs şirketinin tutmakla yükümlü olduğu defter sayısının sermaye şirketine oranla az olması kuruluş aşamasındaki masrafları azalmaktadır.

Bir şahıs şirketi, kuruluşundan itibaren kısa süre içerisinde faaliyete geçebilmekte ve kapanış aşamasındaki işlemler de kısa sürede tamamlanabilmektedir. Faaliyete geçiş ve kapanış süreçlerinin daha az emek ve zaman gerektirmesi, maliyetinin düşük olması ve ayrıca bu şirketlerde mali müşavir ücretlerinin de düşük olması avantajları arasında sayılabilir. 

Tüm bu avantajlarına karşın şahıs şirketinin startup sürecindeki en önemli sakıncası ortakların, vergi ve SGK borçları da dahil şirket alacaklılarına karşı tüm malvarlıkları ile sınırsız sorumlu olmalarıdır. Bu da barındırdığı riskler sebebiyle başarısızlıkla sonuçlanma olasılığı yüksek olan startup sürecinde şirketin kapanması halinde ortakların, şahsi malvarlıklarının etkilenmesi ve belki de girişimcilik kariyerlerinin sona ermesi anlamına gelmektedir.

Ek olarak şahıs şirketlerinde diğer şirket türlerinden farklı olarak gelirin yükselmesine bağlı olarak kademli vergi oranının uygulanması da bu şirketlerin dezavantajları arasında yer almaktadır.

Limited Şirket Kurmanın Avantaj ve Dezavantajları:

TTK m. 573 uyarınca “Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur.” Bu düzenleme ile mülga Ticaret Kanunundan farklı olarak limited şirketlerin tek kişi ile kurulabileceği belirtilmiştir.

Aynı maddenin 3. fıkrası ile limited şirketlerin, kanunen yasak olmayan her türlü ekonomik amaç ve konu için kurulabileceği düzenleme altına alınmıştır. Dolayısıyla iktisadi amaç için kurulabilecek olan limited şirketin amaçları, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmamalıdır (TBK m. 27).

Limited şirketler asgari 10.000 TL sermaye payı ile kurulmaktadır ve ortak sayısı azami 50 kişi ile sınırlandırılmıştır. Şirketin kuruluşu sırasında yapılacak masraflar ise ortak sayısına, sermaye miktarına, tescil edilecek sicile ve tayin edilen müdür sayısına göre değişkenlik göstermektedir.

Ayrıca 15.03.2018 tarih ve 7099 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 25. maddesi ile yapılan değişiklik ile limited şirketlerin kuruluşunda nakdi sermaye payı taahhütlerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce ödenmesi şartı kaldırılmıştır. Dolayısı ile taahhüt edilen esas sermayenin şirket kuruluşundan itibaren iki yıl içerisinde ödenmesi yeterlidir. Belirtilmelidir ki en az 50.000 TL tutarındaki bir sermaye ile kurulabilecek olan anonim şirketlerde ise sermayenin en az yüzde yirmi beşinin bankaya bloke edilmesi zorunluluğu devam etmektedir.

Yine 7099 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle gerek anonim ve limited şirketler gerekse de kooperatiflerin, şirket merkezinin bulunduğu ticaret sicili müdürlüğünde tescillerinin yapılması yeterlidir. Söz konusu değişikliğin ardından anonim ve limited şirket defterlerinin açılış onayları da ticaret sicil müdürlüklerine yaptırılmaktadır. Şirketin kuruluşu, gerekli evrakların hazırlanması süreci hariç olmak üzere ortalama bir haftayı bulmakta, kapanışı ise tasfiyeli ve tasfiyesiz olmak üzere iki türlü olmakla birlikte her iki halde de bir yıla uzayan bir sürece yayılabilmektedir.

Limited şirketlerin yönetim ve temsilleri ise bu sıfatı taşıyabilecek bir veya birden fazla müdür tarafından yapılmaktadır. Kanunda en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği düzenlendiğinden müdürlerden en az birinin şirket ortağı olması zorunludur. Müdürler, kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete, hem ortaklara hem de şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan dolayı sorumludurlar.

Ortakların şirket borçlarından dolayı sorumlulukları ise sadece taahhüt ettikleri sermaye payı ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan yükümlülükler ile sınırlıdır. Bununla birlikte Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesine göre şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludurlar. Dolayısıyla bu düzenleme ile vergi, resim, harç gibi amme alacaklarından dolayı şirket ortakları sorumlu tutulmuştur. Bu durum ise startup sürecinde şirketlere ortak olarak katılacak kişi ve/veya yatırımcıların çekimser kalmalarına neden olmakta ve çoğunlukla startup sürecinde şirketin tür değiştirerek anonim şirkete dönüşmesine veya sıfırdan bir anonim şirketin kurulmasına yol açmaktadır. 

Ek olarak belirtilmelidir ki Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi ile şirket kanuni temsilcilerinin ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, temsilcilerin varlıklarından alınacağı düzenleme altına alınmıştır. Dolayısıyla müdürlerin yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sebebiyle mükelleflerden tahsil edilemeyen vergi ve SGK borçlarından müdürler şahsi mal varlıkları ile müteselsilen sorumlu olacaklardır.

Ayrıca limited şirketlerde hisse devirlerinden elde edilen gelirden değer artış kazancı da gelir vergisinin de hesaplandığı belirtilmelidir. 

Anonim Şirket Kurmanın Avantaj ve Dezavantajları:

Anonim şirket TTK m. 329’da “sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir”  şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlamadan yola çıkılarak anonim şirketin; sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız şirket malvarlığı ile sorumlu, ortaklarının ise sadece taahhüt ettikleri sermaye payları ile şirkete karşı sorumlu oldukları şirket olduğu ifade edilebilir. 

Bir anonim şirket, bir veya birden fazla kurucu ile kurulabilir. Ancak şirketin tek ortaklı olarak kurulması halinde bu hususun ayrıca tescil edilmesi gerekmektedir. Şirketin kurulması, tescil için gerekli olan evrakların hazırlanmasının yanı sıra yaklaşık bir haftalık süreyi bulmakta, kapanış işlemleri de tıpkı limited şirketlerde olduğu gibi bir seneye yayılabilmektedir.

Şirketin, kurulabilmesi için 50.000 TL tutarındaki esas sermayeye sahip olunması, bu sermayenin yüzde yirmi beşinin bankaya bloke edilmesi ve geri kalanının şirketin tescilini izleyen iki yıl içerisinde ödenmesi gerekir.

Şirket esas sermayesi, itibari yani nominal değeri paylara bölünmüştür ve bu paya kanun gereği asgari bir değer konulmuştur (TTK m.476/1). İşte sermayenin bölünmesi ile ortaya çıkan pay kavramı, anonim şirketler bakımından temel kavramlar biridir. Buna göre pay; esas sermayenin parçası, pay senedi (hisse senedi) ve ortaklık sıfatının getirdiği hak ve yükümlülükler olmak üzere üç temel anlamı içermektedir. Bu bağlamda startup süreci bakımından yapılacak bir değerlendirmede sadece anonim şirketlerin hisse senedi ve tahvil çıkarma hakkına sahip olduğu hususu gözden kaçırılmamalıdır.

Ayrıca limited şirketlerde yapmış olduğumuz açıklamaların aksine anonim şirketlerde satın alındıktan sonra en az iki yıl elde tutulan hisse senetlerinin satışından vergi alınmadığı da unutulmamalıdır. Bu durum ise startup sürecinde exit yapılmasını kolaylaştırmakta ve yatırımcıların anonim şirket ile yola çıkan ve/veya devam eden girişimlere dâhil olmalarına olumlu katkı sunmaktadır. 

Bununla birlikte tek ortaklı olanlar istisna olmak üzere, anonim şirketlerde hisse devirlerinin noterden yapılması ve ticaret siciline tescil ettirilme zorunluluğunun bulunmaması da masrafları nispeten azaltmaktadır. 

Anonim şirketlerde ortaklar, şirket borçlarından dolayı sadece taahhüt ettikleri esas sermaye payları ile şirkete karşı sorumludur. Bu durum ise aynı zamanda iki yıl içerisinde sermayesi tamamlanan bir anonim şirket ortağının, amme alacakları da dâhil olmak üzere hiçbir alacaktan sorumlu olmayacağı anlamına gelmekte ve startup sürecinde yatırımcıları cezbetmektedir. Sermaye borcunu ödemeyen ortak ise amme alacağı bakımından sadece ödemediği oranda sorumlu olmaktadır.

Ayrıca tıpkı limited şirketlerde olduğu gibi anonim şirketlerde de şirketin temsil organı olan yönetim kurulunun kanundan ve/veya esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri bulunmaktadır. Yöneticilerin bu yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmeleri durumunda şirket, şirket ortakları ve şirket alacaklılarına verdikleri zararlardan sorumlulukları bulunmaktadır (TTK m. 555). Kanunda düzenlenen bu sorumluluk biçimi farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk olup yöneticiler, kusurları oranında zararın tamamından sorumlu tutulmaktadır. Bununla birlikte amme alacaklarından bakımından sorumluluk ise şirket yönünden bulunmaz iken yönetim kurulu üyeleri bakımından mevcuttur.

Bu açıklamalar ışığında anonim şirketlerin, kuruluş masrafı ve sabit giderleri diğer şirketlere nazaran daha yüksek görünse de bir girişimci için birçok avantajının bulunduğu söylenebilir. Bu avantajların en başında, girişimci veya girişimin başarısızlıkla sonuçlanması halinde ortaklar ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun en dar olduğu şirket olması gelmektedir. Bu durum da hem startup sürecinin sürdürülebilmesine hem de girişimcilerin girişim kariyerlerinin devamlılığına katkı sunmaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere anonim şirketlerin startup sürecine bir diğer olumlu katkısı ise exit halinde hisse senetlerinin devrinin gelir vergisinin istisnaları arasında yer almasıdır. Eş söyleyişle exit halinde meydana gelen değer artış kazancından kaynaklı gelir vergisi ödenmemektedir.

Son olarak belirtmek gerekir ki lisanslı bir melek yatırımcının, 15.02.2013 tarihinde yayınlanan Bireysel Katılım Sermayesi Hakkında Yönetmelik ile sağlanan desteklerden faydalanabilmesi için yatırım yapılacak şirketin TTK kapsamında kurulan bir anonim şirket olması gerektiği düzenleme altına alınmıştır. Bu durum ise yatırımcılar arasında önemli bir yer işgal eden lisanslı melek yatırımcıların yönelecekleri şirketi belirlemekte ve dolayısıyla yatırım almayı isteyen girişimcileri de anonim şirket yapısına yönelten nedenler arasında yer almaktadır.

Previous
Previous

Gizlilik Sözleşmesi ve Startuplardaki Uygulaması

Next
Next

Uluslararası Ticaret Hukuku