Uluslararası Ticaret Hukuku
Günümüzde globalleşen dünyada ticari ilişki ve faaliyetler artık belli bir ülke toprakları ile sınırlı kalmamakta, mal ve hizmete yönelik alışverişler birçok ülke sınırlarını aşmaktadır. Bu durum ise ticaret hukukuna ilişkin kuralların niteliğini etkilemekte ve ticari yaşamla ilgili düzenlemelerde uluslararası ticari ilişkilerin ihtiyaçlarına cevap veren çözümlerin benimsenmesine katkı sağlamaktadır. Bu bakımdan Türkiye’de de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gerekçeleri arasında Avrupa Birliği’nin küresel bir güç haline gelmesi ve ortak bir hukuk sistemi yaratma çabası içerisine girmesi ile Dünya Ticaret Örgütü’nün globalleşen dünyada geçerli olacak bir hukuk sistemi yaratma çabasına ilişkin hazırlıklarının Kanun’da değişiklik yapılmasını zorunlu kılan nedenler olarak sayılmıştır.
Uluslararası Ticaret Hukuku; yabancı uyruklu tacirler veya başka ülkelerde bulunan şirketlerin aralarında yaptıkları mal ve hizmet değişimi ile bu bağlamda akdedilen uluslararası sözleşmelerin ele alındığı hukuk dalıdır.
Uluslararası ticaret hukukunun kapsamına uluslararası ticaretle uğraşan şirketler, bu şirketlerin yapmış olduğu ticari faaliyetler, uluslararası ticari sözleşmeler, sözleşmelerin hukuki rejimleri, yabancı sermaye yatırımları, finansman teknikleri, e-ticaret, uluslararası ticari uyuşmazlıklar ve bu uyuşmazlıkların çözüm yolları girmektedir.
Uluslararası ticaret hukuku niteliği gereği içerisinde yabancılık unsuru bulundurduğu için ulusal ve uluslararası olmak üzere her iki hukuk mevzuatına da tabidir. Uluslararası ticari ilişkiler kapsamında öne çıkan uluslararası mal alım-satımı sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların giderilmesine yönelik çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Özel hukuk alanındaki uyuşmazlıklar asli olarak genel yargı yolu ile mahkemelerde, istisnai olarak da tarafların aralarında ihtiyari olarak belirledikleri müzakere, uzlaşma, hakem bilirkişilik, ön hakemlik, üçüncü kişinin müdahalesi ve tahkim gibi usullerle çözümlenmektedir. İstisnai olarak belirlenen bu çözüm yollarından tahkim dışında kalanlar, yargılama usulü olmamakla birlikte müeyyideleri bulunmamaktadır.
Tahkim ise taraflarca sözleşme içerisinde veya bağımsız bir tahkim sözleşmesi ile aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların ulusal mahkemeler dışında bir veya birden fazla hakem heyeti tarafından çözümlenmesinin kararlaştırılması ve uyuşmazlıkların bu usulle çözülmesidir.
Bununla birlikte tarafların aralarında akdettikleri sözleşmede doğabilecek uyuşmazlıkların alıcı veya satıcının ülkesinin tabi olduğu ulusal mahkemede çözümleneceğini öngörmeleri de mümkündür. Uygulamada genellikle uyuşmazlığın hangi usullerle çözüleceğine ilişkin sözleşmede düzenlemeler yapılmaktadır.
Uluslararası ticari ilişkilerin her geçen gün artması ve ekonomi piyasaları ile teknolojideki değişimlere paralel olarak çeşitlilik göstermesi söz konusu ilişkilerden doğabilecek zarar, tazminat ve cezai şart gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle uluslararası ticari ilişkiler ile ilgili sözleşmeler, tarafların ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte titizlikle hazırlanmalıdır. Bazı durumlarda tarafların yükümlülüklerini yerine getirmelerine rağmen karşılıklı ilişkilerin ve sözleşmelerin farklı bakış açılarına göre yorumlanmasının bir sonucu olarak ticari anlaşmazlıkların ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelebilmektedir.
Bununla birlikte uluslararası ticari ilişkilere ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuatlardaki düzenlelerin ayrıntılı olması dolayısıyla ticari faaliyetlere ilişkin sözleşme şartlarından ve hukuki boşluklardan zarar görmemek adına önleyici hukuki danışmanlık hizmetlerinden faydalanılması önem arz etmektedir.