Sermaye Piyasası Hukuku

Ülkemizde 1950’li yılların sonlarına kadar çoğunlukla banka kredileri ile yatırım finansmanı sağlamaya çalışan şirketler, bu yıllardan sonra sermaye piyasası araçlarının da gelişmesi ile birlikte bu alana yönelmişlerdir.

 

Sermaye piyasası genel olarak hisse senedi, tahvil, bono ve diğer menkul kıymetler ile kıymetli madenlerin işlem gördüğü piyasalardan oluşmaktadır. Bu piyasada işletmeler, teşebbüsler pay sahipliği veya alacak hakkı veren ve tedavül kabiliyeti yüksek olan sermaye piyasası araçlarını tasarruf sahiplerine satarak sermaye gereksinimlerini karşılamaktadır.

 

Sermaye piyasasının fon arz edenler, fon talep edenler, sermaye piyasası araçları, borsa ve sermaye piyasası kurumları olmak üzere beş temel unsuru bulunmaktadır.

 

Ekonomik kalkınmada önemli bir görev icra eden sermaye piyasaları, fon sahibi kişilerin (fon arz edenler, yatırımcılar) birikimlerini, belli bir getiri beklentisi ile yatırım araçlarında değerlendirdiği piyasadır. Buna karşılık fon ihtiyacı olan kişiler (fon talep edenler) ise işbu sermaye piyasasını kullanarak finansman sağlamaktadırlar. Eş söyleyişle sermaye piyasanın işleyişi; finansman ihtiyaçları sebebiyle şirketlerin, sermaye piyasası araçlarını çıkarmaları, bu araçların yatırımcılar tarafından satın alınması ve daha sonra piyasada alım-satım işlerine konu edilerek piyasada tedavül ettirilmesine dayanmaktadır.

 

Türkiye’de de sermaye piyasası, sürekli gelişmekte olup bu doğrultuda Sermaye Piyasası Hukuku, mevzuatın sürekli değiştiği bir alandır. Bu alan, başta Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku, Kıymetli Evrak Hukuku olmak üzere Borçlar Hukuku, İdare Hukuku, Bankacılık ve Finans Hukuku, Ceza Hukuku, Tüketici Hukuku, Medeni Usul Hukuku, Borsa Hukuku gibi birçok hukuk alanı ile bağlantılıdır.

 

Sermaye piyasası mevzuatından kaynaklanan sorumluluklara karşı hazırlıklı olabilmek ve değişen mevzuata uyum sağlayabilmek bakımından hukuki destek alınması oldukça önemlidir. Nitekim tasarruf sahibi ancak piyasaya güven duyması halinde birikimini piyasaya aktaracaktır. Güven esasına dayanan bu alanda hukuk düzeninin müdahalesi çok ciddi önem taşıyıp bu kapsamda fon sahiplerinin hak, yetki ve sorumlulukları bakımından düzenli olarak aydınlatılması gerekmektedir.

Previous
Previous

Sözleşmeler Hukuku

Next
Next

Kişisel Verilerin Korunması Hukuku