Sözleşmeler Hukuku

Sözleşme iki ya da daha fazla gerçek veya tüzel kişinin birbirine karşı haklar kazandığı veya yükümlülük altına girdikleri anlaşmalardır. Sözleşmeler hukuku ise; bu anlaşmaların, hukuk ilkeleri çerçevesinde kanunlarla koruma altına alınması maksadıyla sözleşme hükümlerinin getirdiği hak ve yükümlülükleri düzenleyen hukuk dalıdır.

Sözleşmelerde en az iki taraf bulunur ve bu taraflardan biri alacaklı, diğer ise borçlu olarak nitelendirilir. Sözleşmenin alacaklı ve borçlu tarafında bulunanların tek kişiden oluşması zorunlu değildir, birden fazla kişi de bulunabilir.

Bir sözleşmenin kurulabilmesi için alacaklı ve borçlunun sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşmış olmaları ve iradelerinin uyuşması gerekmektedir (TBK m. 1 ve 2). Esaslı noktaların belirlenmesinde ise o sözleşme tipinin kanunun özel hükümlerinde düzenlenip düzenlenmediği önem arz etmektedir. Zira kanunda düzenlenmiş bir sözleşme (isimli sözleşme) tipinde esaslı noktaların belirlenmesi kanuni tanıma göre yapılır iken kanunda düzenlenmeyen bir sözleşmenin (isimsiz sözleşme) esaslı noktalarının belirlenmesinde ise çoğunlukla işlem çekirdeğini oluşturan ve tarafların üzerinde uygunluk sağlayarak sözleşmeyi anlamlı bir bütün haline getirdikleri noktalardan hareket edileceği kabul edilmektedir.

Bununla birlikte kanun koyucu irade özgürlüğüne geniş bir alan tanımış ve buna bağlı olarak Türk Borçlar Kanununda tarafların gerek içerik gerekse de şekil bakımından serbestçe sözleşme düzenleme özgürlüğüne sahip olduğu kabul edilmiştir. Ancak bu özgürlük sınırsız olmayıp TBK m. 26 ve 27 ile belli sınırlamalar getirilmiştir. TBK m. 26’da tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda belirtilen sınırlar çerçevesinde özgürce belirleyebilecekleri düzenlenirken; TBK m. 27/1 ile ise Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin düzenlenemeyeceği, düzenlenmiş olan böyle bir sözleşmenin kesin olarak hükümsüz olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan sözleşme serbestisi ve taraflara tanınan özgürlük sözleşmenin şekli yönünden de geçerlidir. Lakin bunun sınırları da TBK m. 12/1’deki “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir” düzenlemesi ile çizilmiştir. Bu düzenleme de bize, şekil özgürlüğünün de sınırsız olmadığını ve kanunun şekil yönünden zorunlu gördüğü sözleşmelerin kanunda öngörülen şekle göre yapılması gerektiğini göstermektedir.

Gerek içerik gerekse de şekil yönünden taraflara tanınan bu özgürlük dolayısıyla gündelik hayatımızda aslında farkında olmadan yapmış olduğumuz birçok borç doğurucu işlem birer sözleşme niteliğindedir. Bu nedenle sözleşmeler borcun kaynakları bakımından yapılan ayrımda en önemli ve en geniş alanlardan birini oluşturmaktadır. Öyle ki sözleşmeler sadece borçlar hukukunun değil ticaret hukuku, tüketici hukuku, iş hukuku, aile hukuku, vergi hukuku, miras hukuku gibi hukukun hemen her alanında yer almaktadır.

Bu denli geniş bir alana yayılabilen sözleşmeler hukukunun kapsamına; sözleşmenin geçersizliği, sona ermesi, feshi, iptali, sözleşmeden dönülmesi, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmemeleri durumunda başvurulabilecek yollar ve talep edilebilecek haklar, buna karşın sözleşmenin diğer tarafının ileri sürebileceği ve talep edebileceği haklar, sözleşmeden doğan zararlar ve cezai şart gibi kavramların tamamı girmektedir. Taraflara sözleşme ile tanınan hakların ileri sürülebilmesi ve savunulabilmesi ise gerek özel hükümler gerekse de genel hükümler ile koruma altına alınan hakların bilinmesini ve bu alanların tamamına hâkim olmayı zorunlu kılmaktadır.

Previous
Previous

Şirket Birleşmeleri & Devralmaları

Next
Next

Sermaye Piyasası Hukuku