Şirket Birleşmeleri & Devralmaları

Şirketler, verimliliği ve karlılığı artırmak, aralarındaki rekabeti azaltmak, hammadde tedariğinin düzenliliğini sağlamak, masrafları azaltmak, sahip oldukları teknolojileri geliştirmek ve benzeri gibi sebeplerle başka bir şirketin bünyesine dahil olabilir veya birleşerek yeni bir şirket oluşturabilirler.

Özellikle son yıllarda global düzeyde şirketlerin, kârlılığı arttırmanın yanı sıra değişen ekonomik ve teknolojik koşullara uyum sağlamak için kullandıkları en önemli stratejilerden biri olarak birleşme yoluna gittikleri görülmektedir. Birleşmelerin doğru yapılması durumunda şirketler, pazar paylarını ve karlılıklarını attırmakla kalmayıp değerlerinin de yükselmesine katkıda bulunmaktadır. 

Şirket birleşmeleri ve devralmaları, şirketlerin büyüme stratejilerinde en çok tercih ettikleri yol olmakla birlikte her iki kavram da temel olarak ‘Birleşme’ başlığı altında toplanmaktadır. Türk Ticaret Kanununda da ‘yeni şirket kurulması yoluyla birleşme’ ve ‘devralma yolu ile birleşme’, temel olarak “birleşme” başlığı altında toplanmıştır. Bu nedenle birleşme (Merger) ve devralma (Acquisitions) kavramları çoğunlukla birlikte anılmaktadır. Ancak her ne kadar bu kavramlar arasında benzerlikler bulunuyor olsa da her iki durumun amacı, süreci ve sonuçları arasında farklılıklar bulunmaktadır.

Birleşmenin tanımına ilişkin TTK’da bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle biz geniş anlamıyla birleşmeyi (merger), bir şirketin başka bir şirket tarafından devralınması ya da mevcut durumda bağımsız şirketlerin yeni bir şirket içerisinde bir araya gelmeleri, birleşen şirketlerin dağılması ve ortaya çıkan tek bir şirketin varlığını sürdürmesi olarak tanımlamayı uygun görmekteyiz.  Her ne kadar Kanunda bir tanımlama yapılmamış olsa da TTK m. 136’da birleşmenin iki türü açıkça gösterilmiş olup bunlar yeni kuruluş (consolidation) ve katılma (acquisition) olarak gösterilmiştir.

Yeni kuruluş yöntemi ile yapılan birleşmelerde, birden fazla ticaret şirketi yeni bir şirket içerisinde birleşmekte, birleşen şirketler kapatılmakta ve bu şirketlerin tüm malvarlıkları kurulan şirkete sermaye olarak konulmaktadır (TTK m. 136/1).

Katılma yolu ile birleşmelerde ise devralan şirket varlığını sürdürmekte, devredilen şirketlerin ise malvarlıkları tasfiye edilmeksizin bir bütün halinde devralan şirkete dâhil olmakta, devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından devredilen şirketlerin tüzel kişilikleri sona ermektedir. Devralma bir teşebbüsün, başka bir teşebbüsün bir kısmı veya tamamı üzerinde kontrol hakkı doğuracak şekilde mülkiyet kazanması suretiyle gerçekleşmektedir.

Hangi şirketlerin birleşebilecekleri ise TTK m. 137’de düzenlenmiştir. Buna göre; her türlü şirket birleşebilir. Ancak şahıs şirketlerinin bir sermaye şirketi ile birleşmesi durumunda yeni şirketin sermaye şirketi olması zorunludur ve bir sermaye şirketinin birleşerek dahi şahıs şirketine dönüşmesi mümkün değildir.

Şirket birleşmeleri öncelikle bir yazılı sözleşme ile yapılmaktadır. Bu sebeple şirket birleşmesi yapılırken bu konuda uzman bir Avukattan destek alınması önem arz etmektedir.

Kanunda asgari içeriği belirtilen bu sözleşme, birleşmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından imzalanmakta ve genel kurul tarafından onaylanmaktadır (TTK m. 145/1). Birleşme kararının alınmasının ardından ise yönetim organları, birleşmenin tescili için ticaret siciline başvuruda bulunmaktadır. Yapılan tescil ile birleşme, hukuken geçerlilik kazanmakta ve TTSG’de ilan edilmektedir (TTK m. 153/1, 154/1).

Belirtmek gerekir ki hem devralma hem de birleşme işlemlerinde şirketlerin birleşme öncesinde hedef şirketleri ayrıntılı ve özel olarak incelenmesi önem arz etmektedir. Şirket birleşme ve devralmalarında alıcı ve satıcı şirketlerin büyüme stratejisi, birleşme ve devralmanın şirket ve ortaklarına sağlayacağı faydalar, şirketlerin sektör içerisindeki konumu, geleceğe dönük potansiyel fırsatlar, şirketin değerini olumsuz yönde etkileyebilecek hususların belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan hedef şirketlerin vergisel, finansal, hukuki, insan kaynakları ve çevresel gibi birçok alandaki durumunun açık bir şekilde ortaya konulabilmesine yönelik olarak yapılan ve terminolojide DueDiligence olarak ifade edilen çalışmanın yapılması mühimdir.

Şirket birleşme ve devralmaları, çok ciddi hukuksal süreçleri bulunan ve bu süreçlerin doğru strateji ve gizlilik içinde götürülmesi gereken ticari işlerdir. Yine hukukla bağlantılı olarak bu süreçlerin finansal, kamusal, vergisel, sektörel ve yönetimsel olarak da titizlikle yönetilmesi şirket birleşmeleri ve devralmalarının başarıyla sonuçlanması bakımından büyük önem arz etmektedir. Tüm bu hususlar da birleşme ve devralma niyetinde olan şirketlerin profesyonel olarak hukuki danışmanlık hizmetlerinden faydalanmalarını bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Previous
Previous

Şirketler Hukuku

Next
Next

Sözleşmeler Hukuku