Şirketler Hukuku
Şirket, iktisadi bir amaç için sürekli olarak bir araya gelen kişilerin, mal veya emeklerini birleştirerek elde ettikleri kazancı paylaştıkları birleşimdir. Şirketin temel olarak kişi, sermaye, sözleşme, müşterek amaç ve müşterek çalışma iradesi olmak üzere beş unsuru bulunmaktadır.
Mevzuatımızda şirketler TBK, TTK ve özel kanunlarla düzenlenmiştir. Özel kanunlarla düzenlenen şirketler bir kenara bırakılacak olursa tüzel bir kişiliği bulunmayan adi şirket TBK’da (m. 620-645) düzenlenmiş iken sicile tescil ile tüzel kişilik kazanan ticaret şirketleri ise TTK’da düzenlenmiştir.
TTK m. 124/1 “Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir” düzenlemesi ile bu ticaret şirketleri sınırlı sayısı ilkesine göre sayılmıştır. Bu ilke nedeniyle belirtilen şirket tipleri haricinde başkaca bir ticaret şirket tipini kurmak mümkün değildir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır.” ifadesi ile ticaret şirketleri, şahıs ve sermaye şirketlerine ilişkin ayrımlarla birlikte anılmıştır.
Şirketler hukuku da yukarıdaki maddede sayılan, ticari faaliyette bulunan ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunan ticari şirketlerin gerek iç ilişkilerini gerekse şirket dışı ilişkilerindeki hukuki süreçleri inceleyen hukuk dalıdır.
TTK’nın 124-644 maddeleri arasındaki düzenlemelere bakıldığında öncelikle tüm ticaret şirketlerini kapsayacak nitelikte olan genel hükümler düzenlendikten sonra sırası ile kolektif, komandit, sermayesi paylara bölünmüş komandit, anonim ve limited şirketlerin düzenlendiği görülmektedir. Kooperatifler ile ilgili olarak ise özel bir kanun olan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu uygulama alanı bulmaktadır. Eş söyleyişle her bir ticari şirket, kendilerine özgü düzenlemelere tabidir.
Şirketler hukuku yer yer spesifik olarak farklılaşan düzenlemelere göre ticari şirketlerin kurulması, yürütülmesi, birleşmesi, bölünmesi, devredilmesi, tip değiştirmesi, tasfiyesi gibi konuları kapsamına alır. Şirketler arası rekabet ve usulsüzlüklerin giderilmesi bakımından da önem arz eden şirketler hukuku, ticari şirketlerin faaliyetleri sebebiyle meydana gelen zararların ya da borçların nasıl şekilleneceğini de ele almaktadır.
TTK m. 126 ile “Her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak şartıyla, Türk Medeni Kanununun tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ile bu Kısımda hüküm bulunmayan hususlarda Türk Borçlar Kanununun adi şirkete dair hükümleri her şirket türünün niteliğine uygun olduğu oranda, ticaret şirketleri hakkında da uygulanır.” Bu hükmün düzenleniş biçimi göz önünde bulundurulduğunda ticaret şirketlerine uygulanacak hükümler sırası ile şu şekildedir:
Emredici hükümler,
Şirket sözleşmesi hükümleri,
Ticaret şirketinin tipine özgü olarak düzenlenmiş hükümler,
TMK’nın tüzel kişilere ilişkin hükümleri,
TBK’nın adi şirketlere ilişkin hükümleri,
TTK’nın diğer hükümleri,
Ticari örf ve adet hukuku kuralları,
TMK’nın genel hükümleri.
Öte yandan ekonomi piyasaları ile teknolojik alanlardaki değişimler, ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde şirketleşmeyi; şirketin sürdürülebilirliğinin temini ise doğru adımlar atılmasını elzem kılmaktadır. Daha önce ifade etmiş olduğumuz üzere mevzuatımızda şirket tiplerinin sınırlı sayı ilkesine (numerus clausus) göre düzenlenmiş olması ve bu şirketler haricinde başka bir şirket tipinin belirlenememesi daha kuruluş aşamasında doğru tercihlerin yapılmasını neredeyse zorunlu kılmaktadır. Keza bu alana özgü düzenlemelerin ayrıntılı olması, yer yer diğer özel ve genel hukuk normlarına başvurmanın gerekli olması kuruluş aşamasından itibaren hukuki destek alınmasının önemini ortaya koymaktadır.